KURUMA AİT FARKLI VİDEOLARIN FARKLI KİŞİLER TARAFINDAN İZLENME SAYISI 246.523

Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş
Embed
Sayın seyirciler, Üniversite Tercihleri programı ile tekrar karşınızdayız. Bugünkü konuğumuz Başkent Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Ali Haberal. Ali Hocam bizi davet ettiğiniz ve misafir ettiğiniz için çok teşekkür ediyoruz. Başkent Üniversitesi’nden genel olarak bahsedebilir misiniz? Kuruluş sürecinden bugünkü aşamaya gelene kadarki süreci anlatabilir misiniz? Başkent Üniversitesi bildiğiniz gibi ülkemizde sağlık alanında kurulan ilk vakıf üniversitesidir. Türkiye Organ Nakli Yanık Tedavi Vakfı ile Haberal Eğitim Vakfı’nın kurucu vakıf olarak bir araya gelmesiyle 1993 yılında kurucumuz Sayın Prof. Dr. Mehmet Haberal tarafından eğitim hayatına başladı. Bugün itibariyle Başkent Üniversitesi’nde 11 fakülte, 6 meslek yüksekokulu, 7 enstitü, 1 devlet konservatuvarı ile eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürmekteyiz. Aynı zamanda, bildiğim kadarıyla söyleyeyim, Türkiye’de sağlık anlamında en geniş eğitim yatırımları yapmış kuruluşsunuz. Üniversitemizin genel yapısına bakıldığına, ana kampüsümüz olan Ankara dışında Türkiye’nin değişik illerinde sağlık uygulama araştırma merkezlerimiz ve diyaliz merkezlerimiz var. Bu genel yapı değerlendirildiğinde Ankara’da üç kampüsümüz mevcuttur. Genel kampüsümüz Bağlıca’daki büyük kampüstür. Bunun yanı sıra Ankara’da Bahçelievler’de Sağlık Kampüsü, Kazan’da da Sağlık Meslek Yüksekokulu’nun içinde ayrı bir kampüsümüz var. Ankara dışında Adana’da, İzmir’de, İstanbul’da, Konya’da ve Alanya’da Uygulama Araştırma Merkezleri var. Urfa’dan Yalova’ya kadar da değişik illerde diyaliz merkezlerimiz mevcut. Genelde, buradan eğitim alan öğrenciler, bütün bu bölümlerde veya bütün bu tesislerde bir şekilde staj yapıyorlar. Orada eğitim alıyorlar. Aslında bakarsanız öğrenci sağlık konusunda Başkent Üniversitesi’nde eğitim aldıktan sonra Türkiye’nin her iline istediği gibi gidip gelebiliyor. Üniversitemizin sağlık alanındaki bölümleri dışında, yani tıp eğitimi veren bölümleri dışındaki bölümlerimiz, sağlık bilimleri fakültesinde okuyan, fizik tedavi rehabilitasyon, diyaliz teknikerliği ve diğer bölümlerdeki öğrencilerimiz başlarında eğitmenleriyle birlikte belirli sürede bu merkezlerimize gelip orada eğitimlerini devam ettiriyorlar. Böylece, Başkent Üniversitesi’nde okuyan öğrencilerimiz özellikle sağlık kesimindeki öğrencilerimiz, değişik hastalıkları ve tedavileri o merkezlerde görme fırsatı buluyorlar. Bu da Başkent Üniversitesi’nin en büyük ayrıcalıklarından birisidir. Tam onu soracaktım aslında, konuyu da oraya getirmeye çalışıyordum da… Özellikle tıp eğitimi veya sağlık eğitimi konusunda vaka çeşitliliği anlamında, hani öğrencilerin eğitimleri sırasında edinebilecekleri tecrübeler gerçekten çok önemli. Bugün itibariyle Ankara’daki ana hastanemiz ve tıp fakültemizin dışında diğer uygulama araştırma merkezindeki akademik kadronun hepsi Ankara’ya bağlı olarak hizmet vermektedir. Dolayısıyla öğrencilerimiz oradaki hocalarımızdan farklı hastalıkların tedavilerinde nasıl yaklaşımlar olduğunu öğreniyorlar ya da değişik hastalıkları orada görme fırsatı buluyorlar. Bu çok önemli bir faktördür. Özellikle bugün, tıp gibi birebir eğitimin olması gereken kurumlarda Başkent Üniversitesi bu ayrıcalığını her alanda gösteriyor. Bundan kaynaklanarak bugün Başkent Üniversitesi tıp fakültesi tercihinde en önlerde olan vakıf üniversitelerinden biridir. Zaten bildiğimiz gibi ÖSYM (Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi) tercihlerinde belirli kademeler getirildi. Biz üniversite olarak tıp fakültesinde, taban puanımız yirmi binin üzerindeki öğrencileri alıyoruz. Üniversitedeki tercihlerde bu sıra çok yukarılarda. Hocam tıp alanındaki başarınız ve yapılanmanız aşikar. Ancak tıp alanıyla birlikte diğer bölümlerde özellikle üniversite eğitimi konusunda değinmek istediğiniz bölümler var mı? Üniversitemiz kuruluşunda sağlık alanında ilk vakıf üniversitesiydi. Bu kapsamda tıp fakültesi dışında diş hekimliği fakültemiz de son derece başarılı. DUS (Diş Hekimliğinde Uzmanlık Sınavı) tercihlerinde de en üst sıralarda yerini alan fakültelerden biri. Ayrıca Türkiye’de kurulan ilk sağlık bilimleri fakültesi bizim üniversitemizde. Dolayısıyla sağlık alanındaki her kademede öğrencilerimizin yetişmesi ve hizmete katılması temin ediliyor. Ayrıca tıp fakültemiz ve diş hekimliği fakültemiz dışında da bugün itibariyle ciddi başarılar gösteren bölümlerimiz ve fakültelerimiz var. Bunlar: Hukuk Fakültesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Eğitim Fakültesi, İletişim Fakültesi, İktisadi İdari Bilimler Fakültesi, Güzel Sanatlar Tasarım Mimarlık Fakültesi de, sayabileceğimiz fakültelerimiz arasındadır. Örneğin, Fen Edebiyat Fakültesi’nde bulunan psikoloji bölümü bizim en çok tercih edilen bölümlerimizden birisidir. Ayrıca odyoloji ve diğer birçok alanda da öğrencilerimizin öncelikli tercihi Başkent Üniversitesi olmaktadır. Kısaca bir de konservatuvardan bahsetmeniz mümkün mü acaba? Devlet konservatuvarımız çok başarılı bir şekilde çalışmalarını sürdürmektedir. Burada geniş kapsamlı bir kadromuz var ve genelde her gerek üniversite içinde gerekse üniversite dışında programlara katılmaktadır. Ayrıca yurtdışında da birçok yerden davet alarak konservatuvardaki ekibimiz oralara giderek çalışmalarına devam etmektedir. Özellikle son yıllarda açılmış olan vakıf üniversitelerinin çokluğu, devlet üniversitelerinin çokluğuyla beraber şöyle bir sorun çıkarmış gibi oldu: Öğrencilerin o kampüse girdikten sonra, bir yaşam atmosferi, onların kültürel gelişmiş anlamında fazla besleyici faktörle ne yazık ki yapısal olarak oluşmuş değil. Başkent Üniversitesi’nde özellikle öğrencilerin kültürel gelişimleri, sosyal alanda aktiflikleri ve onların kişilik olarak üniversitede aldıkları eğitim, onları topluma yararlı kişi olarak yetiştirecektir. Kampüsü gezdikten sonra bu gelişimi fazlasıyla görmek mümkün zaten. Türkiye’de bildiğiniz gibi üniversite sayıları vakıf ve devlette iki yüze yaklaştı. Bu kadar çok üniversitenin olduğu bir ülkede, ayrıcalıklı üniversiteler ön plana çıkıyor. Kampüs de bu konuda önde gelen faktörlerden biri. Bildiğiniz gibi Başkent Üniversitesi kampüsü Ankara merkez yaklaşık yirmi kilometre uzakta. 650 dönümlük bir alan üzerinde, yeşil bir kampüs. Kampüsümüzde öğrencilerimiz için en önemli faktörlerden biri kütüphanedir. Kütüphanemiz 12.500 metre karelik bir alana sahip ve bir milyonun üzerinde kitap kapasitesi var. Ayrıca 24 saat öğrencilerimize hizmet sunuluyor. Bunun yanı sıra öğrencilerimizin kampüs içinde yaşamlarını rahatça sürdürebilecekleri değişik alanlarımız var. Spor tesislerimiz var örneğin. Yani kampüs, 24 saat yaşayan bir kampüs haline getirildi. Özellikle şehir merkezinde sıkışan kampüsleri ya da üniversiteleri düşündüğümüzde Başkent Üniversitesi farklılığını bu alanda da göstermektedir. Aslında öğrenciler de kampüsü bir hayli sahiplenmiş vaziyetteler. Çünkü genelde öğrenciler kampüste derse gittikten sonra kampüsten kaçma eğilimindedirler. Burada tam tersi, dersler bittikten sonra ders çalışmak için, sosyalleşebilmek için kampüste zaman geçirmekten hoşlanıyorlar. Kampüs ayrıcalığının önemli bir faktör olduğunu söylemiştim. Spor tesislerinde rahatlıkla her türlü spor imkanını sunmaktayız. Ama her şeyden önce eğitim ön plandadır. Dolayısıyla kütüphanenin ayrıcalığı çok farklı. Bugün Başkent Üniversitesi kütüphanesi, Türkiye’deki üniversite kütüphaneleri içinde en ön sıralarda gelen bir özelliğe sahiptir. Orada sadece öğrencilerin okuma alanları dışında görsel ve engelli öğrencilerimize yönelik işitsel altyapı çalışmaları ve düzenlemeler yapılmıştır. Engelli öğrenciler demişken, Başkent Üniversitesi’nin kampüsünü dolaştıkça ve de engelliler kulübü başkanıyla konuştuğumuzda, kendisinin özellikle söylediği şey şuydu: Başkent Üniversitesi’ne gelirken evinden alınıp tekrar evine bırakıldığını, kampüs yaşantısı içinde oldukça rahat olduğunu söylemişti. Onun tarih ettiği kadarıyla söylüyorum, Türkiye’deki en engelsiz kampüslerden biri. Evet, kampüsümüzün en büyük özelliklerinden biri de engelsiz olmasıdır. Bugün itibariyle otuz civarında engelli öğrencimiz bulunmaktadır. Bu öğrencilerimize her türlü olanağı sunmaktayız. Biraz önce de sizin belirttiğiniz gibi gerektiğinde öğrencilerimiz özel tasarımlı donanımlı araçlarla, evlerinden alınıp, eğitim süresini tamamladıktan sonra da gene evlerine bırakılmaktadır. Bu çok önemli, yapılması gereken bir hizmettir.

Şimdi, genel olarak öğrenci kitlenize baktığınızda, bu kadar çok öğrenci içerisinde otuz öğrenciye istinaden böyle bir çalışmanın yapılabilmesi ayrı bir zihniyettir diye düşünüyorum. Bizim yaklaşımımız bir öğrencinin bile ihtiyacını düzgün bir şekilde karşılanmasıdır. Başkent Üniversitesi’nde bugün itibariyle 13 bin beş yüz altı öğrencimiz vardır. Başkent Üniversitesi, Ankara’da en çok tercih edilen vakıf üniversitesidir. Çok yerleşimli özellikleri nedeniyle, 10 binin üzerinde çalışanı olan büyük bir kurumdur. Dolayısıyla, bu kurumun imkanlarında hem çalışanlarımızın hem de öğrencilerimizin en iyi şekilde faydalanmaları bizim asli görevimiz olmaktadır. Hocam, buradaki öğrencilere verdiğiniz eğitimi düşündüğümüzde şunlar dikkatimizi çekiyor: Nitelikli bir akademik kadro ile birlikte öğrencilerin iyi okumasını sağlıyorsunuz, bu durum gerçekten görülebilmekte. Akademik kadronun bu kadar nitelikli olabilmesi için bugüne kadar yaptığınız çalışmalar nelerdir ve bundan sonrası için neler düşünüyorsunuz? Başkent Üniversitesi’nin en önemli özelliklerinden biri güçlü bir akademik kadroya sahip olmasıdır. Bugün itibariyle bin beş yüzün üzerinde akademik personelimiz bulunmaktadır. Başkent Üniversitesi’nde görevli olan çalışan akademisyenlerimiz özellikle seçilmektedir. Kendi alanlarında, başarılı olan, geleceğe, öğrencilerimize katkı sağlayabilecek hocalarımızla biz bu görevi üstlenmekteyiz. Yapılması gereken de budur. Üniversitenin farklı bir özelliği olmalıdır. Üniversiteler, lise gibi yorumlanmamalıdır. Burada, sadece mevcut ders programlarının sürdürüldüğü ortamlar değildir üniversiteler. Sosyal programlarıyla, doğaya olan saygısıyla, toplumun vereceği mesajlarıyla, kültüre katkısıyla bir bütün olarak düşünülmelidir. Bu da, akademisyenlerin deneyimlerinin, bilhassa yurt dışı deneyimlerinin fazla olmasıyla beraber, doğrudan öğrencilerin üzerinde söylediğiniz etkiyi yaratıyor. Bizim bütün akademik kadromuz, yurt dışındaki her türlü toplantı ya da bilimsel faaliyetleri üniversitenin desteğiyle katılmaktadır. Bu önemli bir ayrıcalıktır. Büyük bir ekonomik yük olmasına rağmen, biz Başkent Üniversitesi olarak, kurulduğundan bu yana, biz bu katkıyı akademik kadromuza sağlamaktayız. Dolayısıyla dünyada değişik üniversitelerde sunumlar yapan ve o ortamları görev hocalarımız, Türkiye’nin de ve Başkent Üniversitesi’nin de bu düzeye gelmesini sağlamaktadır. Hocam bu konuya gelmişken, özellikle uluslararasılaşma konusundaki yatırımlar, yurt dışındaki diğer üniversitelerle yapılan ortak çalışmalar, organizasyonlar, öğrenci değişim programları… Uluslararası konulardaki çalışmalarınızdan da kısaca bahsedebilir misiniz? Üniversitemiz bugün itibariyle, yüz seksenin üzerinde yurt dışında üniversite ile bağlantı halindedir. Arjantin’den başlayarak, Japonya’ya kadar birçok ülke ile imzaladığımız karşılıklı değişim programları vardır. Öğrencilerimiz, akademisyenlerimiz bu üniversitelere giderek orada sunumlarını yapmakta, eğitimlerini sürdürürken, yurt dışından da Başkent Üniversitesi’ne diğer gerek öğrenci gerekse akademisyenlerimiz gelmektedir. Başkent Üniversitesi’nin en büyük özelliklerinden biri sağlıktan bahsetmiştik. Bugün itibariyle, organ nakliyle, dünyadaki önder üniversitelerden biridir. Türkiye’deki ilk organ nakli vakfının kuruluşu yine kurucumuz tarafından başlatılmıştır. Bu aşamada, gerek Türki Cumhuriyetlerinde, gerekse orta doğuda olmak üzere birçok mülkiyede, akademisyenlerimiz orada eğitim vermekte ve oradaki hekimler ya da yardımcı sağlık personelleri, Başkent Üniversitesi’ne gelerek çalışmalarına devam etmektedirler. Dolayısıyla Başkent Üniversitesi dünyaya da bilim ihraç etmektedir. Bir de yurtdışından, Başkent Üniversitesi’ne okumak için gelen yabancı öğrenciler var. Bu öğrenciler, kültürel çeşitlilik açısından okulunuza zenginlik katmaktadırlar. Bu da uluslararasılaşma konusunda üniversitenizi zenginleştirmektedir. Yurt dışından gelen yabancı öğrencilerinizle ilgili neler söylemek istersiniz? Birçok uluslararası anlaşma imzalandı. Yalnız, bizim bu alanda yaşadığımız en belirgin problem, yurt dışından gelen öğrenci sayımız diğer üniversitelere göre biraz daha düşük kalmaktadır. Bunun da başlıca sebeplerinden biri eğitim dilimizin Türkçe, ancak yabancı dilin zorunlu bir dil olması. Türkçe hiçbir zaman vazgeçilmeyecek bir dilimizdir. Dolayısıyla Başkent Üniversitesi’nin ana kurallarından biri budur. Bu aşamada Başkent Üniversitesi bünyesinde Türkçe eğitim merkezimiz vardır. Dolayısıyla yurt dışından gelen yabancı öğrencilerimize aynı zamanda Türkçe eğitim verdikten sonra Türkiye’de, Başkent Üniversitesi’nde eğitimlerini sürdürmelerini sağlamaktayız. Bugün itibariyle yabancı öğrenci sayısında da bir artış başlamıştır. Dünyanın değişik yerlerinden, özellikle Güney Amerika olmak üzere orta doğu ülkelerinden, Balkan ülkelerinden, Amerika da dahil olmak üzere birçok öğrenci Türkiye’de, Başkent Üniversitesi’nde eğitim almaktadır. Türkçe eğitim merkezinden bahsettiniz de, bildiğim kadarıyla bu eğitim merkezi yalnızca Başkent Üniversitesi öğrencilerine ya da akademisyenlerine değil, aynı zamanda başka vakıf üniversitesindeki öğrencilere de eğitim vermekte. Başkent Üniversitesi’ndeki yabancı öğrencilerin çoğu, yurt dışındaki akrabalarının vasıtasıyla üniversitemize gelmekte. Biz hem kendi öğrencilerimize, hem de diğer üniversitelerdeki öğrencilerimize bu hizmeti vermekteyiz. Bunun yanı sıra, Başkent Üniversitesi’ne gelen yabancı akademisyenlere de Türkçe eğitimi bu merkezlerde vermekteyiz. Son derece başarılı bir kadromuz var. Bu öğrencilerimiz, belirli kurlarda sertifikasyonu sağladıktan sonra, kendi alanlarındaki çalışmalarına devam etmektedirler. Hocam peki, özellikle uluslararasılaşmaktan bahsettik şu ana kadar. Kampüsün sosyal imkanlarından bahsettik. Eğitim kalitesi zaten tartışmıyoruz, ona hiç girmiyorum bile. Peki, öğrenciler şehir dışından buraya geldikleri zaman, adaptasyon süreçlerini, sizce nasıl geçiriyorlar? Üniversitemiz kampüsümüz, şehre çok yakın bir mesafededir. Ulaşım imkanları üniversite tarafından ücretsiz olarak sağlanmaktadır. Sabah erken saatlerden başlayarak, akşam geç saatlere kadar devam etmektedir. Üniversitemizi tercih eden öğrencilere kayıt aşamasından sonra oryantasyon programı uygulanmaktadır. Bu program, değişik alanlarda gerçekleştirilmektedir. Birincisinde genel olarak üniversitenin tanıtımı yapıldıktan sonra, ilgili fakültelerimiz ayrıca kendi özelliklerine yönelik bir oryantasyon programı yapmaktadırlar. Ayrıca her öğrencinin danışman hocası bulunmaktadır. Öğrencilerimiz sorunlarını da danışmaları vasıtasıyla da çözebilmektedir. Üniversitemizin diğer özelliklerinden biri de, kampüs içindeki öğrencilerimizin konaklayacağı tesislerimizdir. Bugün itibariyle yaklaşık beş yüz kişilik kapasiteye sahip kız ve erkek öğrenci yurtlarımız bulunmaktadır. Öğrencilerimizin sağlığıyla ilgili olmak üzere yine kampüs içinde yurtlara yerleşimli bir sağlık tesisimiz de mevcuttur.

Başkent Üniversitesi’nden mezun olan öğrenciler, uluslararası geçerliği olan çok kıymetli bir diplomaya sahiptirler. Bununla beraber, yandan, çift ana dal anlamında ne gibi imkanlar sunuyorsunuz? Birçok üniversitede olduğu gibi üniversitemizde de AKTS (Avrupa Kredi Transfer Sistemi) uygulanmaktadır ve Avrupa etiketi mevcuttur. Normal lisans eğitimleri sırasında öğrencilerimizin yan dal ya da çift ana dal yapma fırsatı da verilmektedir. Dolayısıyla Başkent Üniversitesi’nden mezun olan öğrencilerimiz uluslararası geçerliliğe sahip olan bir diploma ile yaşamlarına devam edeceklerdir. Pratik olarak düşünürsek, burada iletişim alanından ya da güzel sanatlardan mezun olan öğrenci, Paris’e ya da İngiltere’ye giderek orada yüksek lisansına devam edebilir ya da orada iş arayabilir. Oradaki bir üniversiteden diploma almış gibi, içerik olarak kabul görmüş olacaklardır. Bu, birçok üniversitede var olan bir imkandır. Tabi Başkent Üniversitesi’nin birçok fakültesinde farklı bir özellik vardır. Örneğin, tıp fakültesi için Uluslararası Tıp Akreditasyon Kurulu mevcut. Başkent Üniversitesi, bu kurumdan akredite edilen ilk vakıf üniversitesidir. Bunun yanı sıra mühendislik fakültesinin değişik akreditasyon programları var MÜDEG (Mühendislik Dekanları Konseyi) adı altında. Mühendislik fakültelerimizin bütün bölümleri de bu şekilde akredite edilmiştir. Yine psikoloji bölümü akredite bölümlerden biridir. Ayrıca, tıp alanında, gene Adana’da bulunan Kemik İliği Nakli Merkezi’miz Avrupa’da akredite edilen Türkiye’deki ilk merkezdir. Eğitimde artık, lisansın yanı sıra bazı farklı özelliklerin de olması gerekmektedir. Akreditasyon bu anlamda, tercih edilmesi gereken ya da olması gereken özelliklerden biri haline gelmiştir. Sizin de bildiğiniz gibi üniversite tercihlerinde bu tip akreditasyonlar ve akademik kadro da yer almaya başlamıştır. Dolayısıyla, gerek ailelerin gerekse öğrencilerimizin üniversite tercihlerinde bu konuya da dikkat etmeleri kendi eğitimleri için farklı bir yaklaşım tarzı olacaktır. Hocam, öğrencilerin normal aldıkları eğitimin üzerine bir şeyler koymaları gerektiğini söylediniz. Bu noktada, enstitüler ve yüksek lisans programları ile ilgili de bilgi vermeniz mümkün mü? Başkent Üniversitesi’nde şu anda yedi enstitümüz bulunmaktadır. Sağlık, eğitim, sosyal bilimler, uluslararası ilişkiler, yangın – yanık afetleri gibi birçok farklı alanlarda enstitülerimiz bulunmaktadır. Ve burada da çok sayıda öğrencimiz kendi alanlarıyla ilgili yüksek lisans ve doktora programlarına devam etmektedirler. Özellikle lisansüstü eğitimler artık olmazsa olmaz kurallardan biri haline gelmiştir. Dolayısıyla Başkent Üniversitesi’ndeki gerek kendi mezunlarımız gerekse diğer üniversitelerden mezun olan öğrencilerimiz enstitülerimizde yüksek lisans ve doktora programlarına rahatlıkla katılmakta ve tercih etmektedirler. Bir de hocam, sizin kamu kuruluşlarıyla ya da özel sektörle senkronize olduğunuz sertifika programları var. Bunların hakkında da bilgi verebilir misiniz? Başkent Üniversitesi’nin eğitim danışmanlık merkezi var BEDAM (Başkent Üniversitesi Eğitim ve Danışmanlık Hizmetleri) isminde. Türkiye’de bugün gittikleri il sayısı elli beştir. Ve altı bine yakın kişi bu BEDAM’da değişik alanlarda sertifikasyon programlarına katılarak sertifika almışlardır. Milli eğitimden başlayarak aktüerya programları, hukuk, vergi, muhasebe, spor, sanat, ne varsa çok geniş kapsamlı olarak bu eğitim programları yapılmaktadır. Bugün itibariyle doksanın üzerinde değişik konularda eğitim programları yapılmaktadır. Peki hocam, burayı tercih etmek isteyen genç adaylara sizin tavsiyeleriniz neler olur? Öğrencilerimize ve ailelerimize önerilerimiz, öncelikli olarak üniversiteleri tercih ederken önce kendi düşüncelerini netleştirmeleri gerekmektedir. Yani hangi alanda eğitim görmeleri gerektiğine karar vermeliler. Sonrasında ise bu alanla ilgili üniversiteleri ve fakülteleri iyi araştırmaları gerekir. Reklamlara ya da birtakım duyumlara göre hareket etmemeleri lazım. Yoksa daha sonra pişman olabilirler. Dolayısıyla, üniversitelerin düzenledikleri tercih fuarları ve diğer ortamlarda bu konuyu iyi araştırmaları lazım. Bir üniversiteyi tercih ederken akademik kadrosu, altyapısı, donanımı, ulaşımı, kampüs imkanları ve şehirle olan bütünleşmesini, ülkeye olan bakış açısını da iyi değerlendirmelerini öneniriz. Başkent Üniversitesi, kuruluşundan bu yana, bağlı olduğu Atatürk ilkelerine ve eğitim kadrosuna hiçbir zaman olumsuzluk yaratmadan, nasıl başladıysa bugün de aynı düzende sürdürmektedir. Bu özellikleri nedeniyle de, Başkent Üniversitesi Ankara’da bugün birinci sırada tercih edilen vakıf üniversitesidir. Yine ülkemizdeki vakıf üniversiteleri ve devlet üniversiteleri sayıldığında ilk akla gelen üniversitelerden biridir. Özellikle, Başkent Üniversitesi’nden mezun öğrencilerin başarıları da Başkent Üniversitesi’ni öne çıkaran faktörlerden biri zaten. Bugün itibariyle Başkent Üniversitesi’nin 1993 yılında kurulduğunu söylemiştim. Yaklaşık 25. Yılına gelmektedir ve 26.454 mezunu vardır. Türkiye’nin hemen her yerinde, yurt dışında, mezunlarımız başarılı bir şekilde çalışmalarına devam etmektedirler. Üniversiteden mezun olmak önemli bir aşamadır; ancak esas olan sonrasında tercih edilebilir iş imkanı bulmak ya da çalıştığı alanda başarılı olmaktır. Başkent Üniversitesi’nin de en büyük özelliği budur. Ve bu yönde öğrencilerimizin üniversiteyi bitirdikten sonra, kendi alanlarında en üst düzeye ulaşmalarını tercih etmekteyiz ve mezunlarımızla da sürekli bir bağlantı içindeyiz. Mezunlar derneği vasıtasıyla yaptığımız toplantılarda mezunlarımızla birlikte oluyoruz. Öğrencilerimize mezunlarımızın yaşadıkları sorunları ve başarılı öykülerini de paylaşma fırsatı veriyoruz. Ali Hocam, Başkent Üniversitesi bünyesindeki öğrencilerin mezuniyete doğru ortaya koyduğu gerçekten nitelikli projeler var. Ve bu projeler de tarafından da destekleniyor. Biraz bu projelerden bahsedebilir misiniz? Bugün, üniversitelerimizin geldiği noktaya bakıldığında, üçüncü kuşak üniversitelerin ön plana çıkmaya başladığın görüyoruz. Üçüncü kuşak üniversitelerin en büyük özelliklerinden biri sanayi ile işbirliği içinde olmasıdır. Başkent Üniversitesi de bu konuda önemli adımlar atmıştır. Öncelikli olarak teknoloji merkezi TEKMER (Başkent Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Merkezi) adı altında birimimiz kurulmuş ve burada birçok şirket faaliyete geçmiştir. Bunun yanı sıra Teknoloji Transfer Ofisi, Ekin Ön Kuluçka Merkezi diye bir merkezimiz var. Burada öğrencilerimiz daha öğrencilik aşamasındayken yaptıkları projeleri üretim haline getirme fırsatı bulmaktadırlar. Bugünlerde de böyle ciddi bir proje Türkiye’de birincilik ödülü kazanmıştır. Ayrıca, üniversitemizin bir diğer özelliği, organize sanayi bölgeleriyle de müşterek işbirliği içine girmiştir. Bu kapsamda, değişik fakültelerimizdeki ve bölümlerimizdeki öğrencilerimiz stajlarını sanayiyi de bizzat yaparak, görerek çalışmaktadırlar. Ve bu aşamada, sanayideki iş verenlerimizle öğrencilerimizin özelliklerine göre değerlendirme yaparak okul bittiğinde bu öğrencilerimize rahat iş imkanı vermektedirler. Ve üniversitede, sanayiye önemli katılar verilmektedir. Dolayısıyla burada, hem üniversite hem de sanayi iş birliği modeli ortaya çıkmıştır. Ve bu modelle birlikte de teknolojiye daha kolay ulaşım imkanı verilmiştir. Ali Hocam, Başkent Üniversitesi’nin ön önemli özelliklerinden biri de akademik kadroya yaptığınız yatırımlar. Onların akademik gelişimi ciddi bir konu. Bir de öğrenci başına düşen akademisyen sayısı oldukça fazla. Bu konuda biraz bilgi verir misiniz? Üniversitemizin en büyük özelliklerinden biri güçlü bir akademik kadromuzun olmasıdır. Bugün öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı 5.8. Tıp fakültesinde ise 1.2. Yani birebir eğitim yapılmaktadır. Bu da önemli bir ayrıcalıktır. Yine, üniversitemizin verdikleri değişik oranlarda burs imkanı olmaktadır. Başkent Üniversitesi’nde bugün itibariyle burslu öğrenci yüzdesi %49’dur. Ali Hocam, en son, öğrencilere sunduğunuz burs imkanlarından da kısaca bahsetmeniz mümkün mü? Üniversitelerin verdikleri burslar değişik adlar altında verilmektedir. ÖSYM bursları dışında, her üniversitenin sunduğu başka imkanlar da vardır. Biz de, üniversite tercihlerinden genel yapılanmada fakültelerimize ÖSYM kapsamında verdiğimiz bursların yanı sıra, kendi imkanlarımızla da verdiğimiz burslar vardır. Ve genel toplama bakıldığında, Başkent Üniversitesi’ndeki burslu öğrenci yüzdesi %49’dur. Neredeyse öğrencilerin yarısının burslu olduğu görülmektedir. Ali Hocam, verdiğiniz bilgiler için gerçekten çok teşekkür ederim. Bu programı izleyecek kişiler, Başkent Üniversitesi’nin topluma sunduğu faydaların çok azını öğrenebilecekler. Çalışmalarınızın ne kadar meşakkatli çalışmalar olduğunu ancak buraya gelip görebilirler. Programımıza katıldığınız için çok teşekkür ederim. Bizi misafir ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Öncelikli olarak, öğrencilerimize üniversite sınavlarında başarılar dilerim. Üniversiteyi tercih ederken, üniversitelerin akademik kadrolarına, altyapılarına, eğitim olanaklarına ve kampüs imkanlarına bakarak karar vermeleri, gelecekteki yaşamlarını çok yakından etkileyecektir. Başkent Üniversitesi olarak amacımız bilime hizmet etmektir. Başkent Üniversitesi’nin logosu da, Bilim Başkent’te Toplanır, Başkent’ten Yayılır. Dolayısıyla, Başkent Üniversitesi sadece bir diploma vermekle kalmamakla, bunun yanı sıra hukuka saygılı, insan haklarına duyarlı, çevreye duyarlı öğrencilerin yetişmesini ve ülkemizin geleceğini emin ellerde olmasını arzulamaktadır. Tekrar çok teşekkür ediyorum verdiğiniz bilgiler için. Sayın seyirciler, bugünkü programımıza Başkent Üniversitesi rektörü sayın Prof. Dr. Ali Haberal ile beraberdik. Programımızı izlediğiniz için teşekkür ederiz.

DAHA FAZLASINI GÖRÜNTÜLE